Sertleşme Sorunu
Sertleşme sorununun tedavisinde ilaçlar, enjeksiyonlar, ESWT-Şok Dalga Tedavisi, cinsel bölge biofeedback, cinsel bölge anti-aging sistemleri kullanıyoruz.
Erken Boşalma
Erken boşalmada olası organik nedenler, dengesizlikler, enfeksiyonlar, nörolojik problemler araştırılır ve tedavi planı şekillendirilir.
Andropoz
Andropoz tedavileri arasında, sertleşme ve boşalma sorunlarına yönelik medikal tedaviler, metabolik takip, özel diyet programları, prostat sağlığına yönelik tedaviler sayılabilir.
Eksozom Tedavisi
Şok dalga, PRP ve kök hücre tedavileri gibi farklı tedavi seçenekleri yaygın kullanımda olsa da, son araştırmalar eksozom tedavisinin potansiyel doku onarıcı etkisini ortaya koymuştur
23 Yıldır Türkiye’de Tabuları Yıkmak
1978 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne doçent olduğumda tüm dünyada androloji yani cinsel fonksiyon üniteleri daha yeni yeni kurulmaya başlamıştı. 80’li yılların başında dünyada bir avuç doktor bu konuda yıllık olarak toplantılar düzenlemeye başlamıştı. Berlin’de Prof. Dr. Alpay Kelami, Londra’da Üroloji Enstitüsü’nde Dr. John Pryor androloji biliminin öncüleriydi. Ben de doçent olur olmaz androloji konusunda uzmanlaşmış bu hekimlerle iletişime geçtim ve bu konuda yapılan toplantıları izlemeye başladım.
1984’te İngiltere’ye giderek Londra Üniversite’sine bağlı Üroloji Enstitüsü’nde Dr. John Pryor başkanlığında yürütülen Androloji Kliniği’nde çalıştım. Orada kaldığım süre boyunca cinsel fonksiyon konusunu inceleyen konseylerde aktif olarak projelere katıldım. Beni en etkileyen nokta, cinsel sorun yaşayan insanlara gösterilen özen ve sorunun büyük bir ekip olarak ele alınmasıydı. Bunun yanı sıra cinsel fonksiyon bozukluklarını tedavi etmede kullanılan penis protezi gibi cerrahi tedavilerde de oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınması beni çok etkilemişti. Karar vermiştim; Türkiye’de de bu konuda bir ünite kurmalı, cinsel sorun yaşayan hastalara yardım etmeliydim.
Ve nitekim Türkiye’ye döndüğümde vakit kaybetmeden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Üroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde Androloji Polikliği’ni kurdum. Kuruluştan hemen sonra bunun öyle zannettiğimiz kadar kolay bir iş olmayacağını çok zaman geçmeden anlamıştık. Problem, sadece cinsel sorunlarla kliniğimize başvuran hastaları bulmak da değildi. Aynı zamanda diyabet, tansiyon, yüksek kolesterol, MS, depresyon gibi cinsel sorun yaşama riski olan hastaları kliniğimize yönlendirecek kişileri yani doktorları da eğitmemiz gerekiyordu. Psikologları, psikiyatristleri, kadın cinselliği üzerine yoğunlaşacak jinekologları da seçmeliydik. Üstelik 90’lı yıllara kadar devam eden inançlara göre cinsel sorunlar tamamen psikolojikti. Sorunların organik yönleri hiç bilinmiyor ve kabul edilmiyordu. Pek çok meslektaşım bu nedenle bu sorunların psikolog ve psikiyatristlerin işi olduğunu, bu işlerle uğraşmamam gerektiğini belirtiyordu.
Bense bir yandan bu ön yargıları kırmaya çalışırken bir yandan da dünyada cinsel fonksiyon konusunda neler olduğunu takip ediyor, çeşitli uzmanlarla fikir alış-verişinde bulunuyor ve her yeni fikri kliniğe uygulamaya çalışıyordum. Böylece cinsel sorunları mutlidisipliner yani farklı disiplinlerden gelen uzmanlarla değerlendirmeye karar verdik. Bunun için ürolog, psikiyatrist, endokrinolog, metabolizma uzmanı, nörolog, jinekoloji uzmanı ve psikologun katılımıyla bir konsey oluşturduk. Tüm hastalarımız bu konsey tarafından değerlendirilerek cinsel sorunlara yol açan sağlık problemlerine göre tedavi ediliyordu. Zamanla çabalarımızın sonuçlarını görmeye başlamıştık. Hastalarımız artmaya, bize hasta yönlendiren hekimlerde artış olmaya başlamıştı.
Bu başarı ile cinsel fonksiyon polikiniğini 1989 yılında İstanbul Üniversite’sine bağlı Aile Planlanması ve İnfertilite adı altında Cinsel Fonksiyon Araştırma Merkezi haline getirdim. Bu merkezin çalışmaları 2003 yılına kadar devam etti. Ardından bu merkez elde ettiği başarılar ve gördüğü ilgi sayesinde Üroloji Ana Bilim Dalı’na bağlı olarak Androloji Bilim Dalı haline getirildi. Çalışmalarımı bu bilim dalının başkanı olarak devam ettirdim.
Cinsel fonksiyon problemleri ile ilgili çalışmalarımızı uzun zamandır akademik bir boyuta taşımak istiyorduk. Cinsel sorunlarla ilgili farkındalığı arttırmak, bu konuya ilgi duyan hekimleri eğitmek, ortak bir platformda bilgi alış-verişinde bulunmak için yurtdışındaki hekim dostlarım, özellikle de Prof. Dr. Alpay Kelami’nin tavsiyesi ile 1992 yılında Türk Androloji Derneği’ni kurduk. Derneğin kurulmasıyla İtalyan meslektaşlarımla birlikte her iki yılda bir uluslararası kongreler düzenlemeye başladık. 1993-95-97 yıllarında Andrology in Turkey adı altında üç uluslar arası kongre düzenledik. 2000 yılında başkanlığını yaptığım ve Türk Androloji Derneği olarak düzenlediğimiz Barselona Avrupa Androloji Kongresi’nde başarılara imza attık. Bu dönemde Avrupa Cinsellik ve Cinsel Fonksiyon Bozukluğu Araştırma Birliği’nin de (ESSIR- European Society For Sexual and Impotence Research) yönetim kurulunda görev alarak, Türkiye’yi bilimsel platformda temsil ettim.
Tüm bu akademik çalışmalarımız gerçekten de tüm dünyada ve Türkiye’de cinsel sorunların eskisine oranla daha kolay dile getirilmesini sağlasa da cinsel fonksiyon problemi yaşayan hastalar henüz sorunlarını rahatça konuşamıyor, utanç, heyecan ve korku nedeniyle doktora başvuramıyordu. Bu nedenle 1998 yılında yine Dr. John Pryor başkanlığında Avrupa ülkelerinden bir grup doktorla birlikte Avrupa Cinsel Fonksiyon Birliği (European Sexual Dysfunction Alliance-ESDA) kurduk. Bu birliğin amacı, cinsel sorunlarla ilgili bilgileri telefon hatlarıyla hastalara ulaştırmak ve tedavi konunda yardımcı olmaktı. Gerçekten de bir dizi Avrupa ülkesinde ekonomik kazanç olmadan çalışan telefon hatları kuruldu. Ben de 2002 yılında ESDA’nın Türkiye branşını Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) bünyesinde kurdum. ASAD Türkiye’de tam 22 üniversitedeki hekimlerle ortak çalışarak bir akademik konsey oluşturduk. Bu konsey dışında çeşitli dernek ve vakıflarla da ortak bir platform inşa ettik. Böylece telefon bilgi hattımızı arayan bir hasta kendi yöresindeki hekime başvurup tedavi olma şansını yakaladı.
Maalesef Türkiye’de cinsellik 2000’li yıllarda hala tabu kabul edildiğinden tüm tanıtım çalışmalarımıza rağmen hattımıza gelen aramalar çok sınırlıydı. ESDA Türkiye ofisi olarak pek çok basın toplantısı, araştırma ve tanıtım kampanyası düzenledik.
Bunlardan belki de en değerlisi, düzenlediğimiz Anadolu turnesiydi. Anadolu’da çeşitli illeri bir tiyatro kumpanyası ile dolaşarak, tiyatro ekibimiz ile insanlara güldürerek mesajlar verdik. Bir yandan da uzmanlarımız toplantıya katılan konukların yazdıkları soruları cevapladılar.
Ayrıca halka yönelik çalışmalarımız devam ederken, tüm dünyada cinsel fonksiyon merkezleri artıyordu. Bu merkezlerde çalışacak cinsel fonksiyon konusunda uzmanlaşmış hekimleri yetiştirmek en az halkı eğitmek kadar önemliydi. Çünkü bu konuda uzmanlaşmış bir hekim cinsel sorun yaşayan bir hastaya doğru tanı konması ve tedavi seçilmesi için kilit noktaydı. Bunun için 2000’li yıllarda Prof. Dr. Mancini Fabris önderliğinde bir grup doktor olarak School of Androlgy yani Androloji Okulu’nun çalışmalarını başlattık. Bu okul şu anda dünyanın pek çok köşesinden uzmanların eğitim verdiği değerli hocaları ve katılımcıları olan aktif bir kurum haline geldi.
Tüm bunların yanı sıra hala hasta bakım kalitesini arttırmak istiyordum. Cinsel sorunlarını paylaşmak, hastalar için çok zor bir konu olmakla birlikte doğru tedaviye ulaşana kadar geçen tanı süreci de pek çok hasta için katlanılmaz oluyordu. İstediğim, hastanın cinsel sorunları ile kliniğe başvurduktan sonra yapılması gereken testlerinin bir an önce tamamlanıp, tedavisine geçmek, gereken cerrahi işlemleri de birkaç gün içinde gerçekleştirerek hastayı günlük hayatına ve cinselliğine bir an önce kavuşturmaktı. İşte bu yüzden 1997 Türkiye’nin ilk üro-androloji hastanesini kurdum. Şu anda 23 yıllık bir geçmişe sahip olan hastanemizde de bir takım ruhu anlayışında hastalara hizmet sunmaya devam ediyoruz.
Mesleğimin 40. yılını yaşarken, hastaları bilgilendirmenin çok önemli olduğuna her zamankinden çok inanıyorum. Günümüzde bir yandan sağlık bilinci bir yandan hastaların kendi sağlıklarıyla ilgili bilgi ve ilgileri artarken, cinsellik hala konuşulması çok güç bir konu olmaya devam ediyor. Cinsellik ve cinsel sorunlar toplumumuzda ifade edilemediğinden, bu tip problemleri yaşayan hastalar kendilerini yalnız, çaresiz ve umutsuz hissediyor. Nereye başvuracaklarını, nasıl bilgi alacaklarını, hangi tedavi seçeneklerinden faydalanacaklarını bilmiyorlar. Oysa tüm cinsel sorunların mutlaka bir tedavisi vardır. Tüm yaşlarda cinsellikten keyif almak mümkündür.
Cinsellik tabu olamayacak kadar doğal ancak basite indirgenemeyecek kadar karmaşık ve önemli bir konudur. Cinselliğinize katkıda bulunan tüm biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörleri anlamanız, önce kendinizi daha sonra partnerinizi tanımanız, cinsel sorunlarla karşılaştığınızda hangi adımları atmanız gerektiğini bilmeniz, bu sorunları aşarken doğru iletişim kurallarından yararlanmanız kaliteli bir cinsel yaşamın kapılarını size açacaktır.
Prof. Dr. Halim HATTAT
Basında Halim Hattat
Prof. Dr. Halim Hattat’ın seçkin geçmişi, en kritik ve karmaşık vakaları olan hastaları tedavi etmesi sayesinde basında geniş yer almasını sağlıyor.

Erkekliğin Yol Haritası
Bir Cinsellik Rehberi
Cinsellik tabu olamayacak kadar doğal, basite indirgenemeyecek kadar karmaşık ve yaşamsal önemde bir konu. Bu kitap, erkek cinselliğine etkide bulunan tüm biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörleri anlamanız, önce kendinizi daha sonra partnerinizi tanımanız, cinsel sorunlarla karşılaştığınızda hangi adımları atmanız gerektiğini bilmeniz, bu sorunları aşarken doğru iletişim kurallarından yararlanmanız, kısacası kaliteli bir cinsel yaşam için size yeni kapılar açıyor.
Prof. Dr. Halim Hattat, örnek hasta öykülerine, kendi kendinize yapabileceğiniz testlere ve ev ödevlerine de yer vererek, erkekler için kaliteli seks yaşamının sırlarını açıklıyor.